10 Mayıs 2012 Perşembe

Dünya Korsan Parti’leri Birleşmeyin


1980’lerdeki Yeşil Parti çıkışından sonra, 2010’larda Korsan Parti çıkışları başladı.

En son Mart 2012’de Almanya’da Saarland eyaleti seçiminde eyalet meclisine üye sokmayı başardı.

Mayıs 2012’deki Schleswig-Holstein ve Kuzey Ren Vestfalya'da seçimleri için yapılan kamuyou yoklamalarında % 12 gibi oy alacakları öngörülüyormuş.


Dünya’da sol-sağ parti ayrımı 1789 Fransa Devrimi kökenli.

Bu ayrımın yavaş yavaş muğlaklaşması ise, İngiltere’de Radikal Parti’nin kurulması ve ardından gelen kendini liberallere asimile ettirmesi süreci ile başladı.


20. Yüzyıl sosyal demokrat partilerle liberal partilerin mücadelesi ile geçti.

20. Yüzyıl’ın sonuna gelindiğinde ise, deniz bitmişti.

Bu tür arayışlar AB’de görülüyor. ABD ise, 2 partisi de sağda olan ve otoriter başkanlık sistemi (ki eskiden buna ‘diktatörlük’ deniyordu) ile yönetilen, kitlesi kokmaz-bulaşmaz bir ülke.

AB’deki Yeşiller çıkışı, ‘vicdanı solda ama cüzdanı sağda’ olanların bir bölümünü 30 yıl oyaladı.

Sonra onun da muhafazakar olduğu ortaya çıktı.

Korsan Parti’lerin ortaya çıkışı ve başarısı kendileri için bile bir sürpriz oldu.

Özellikle 30 yıl süren bir liberallik kisvesi altında dayatılan Krupp faşizmi sonunda, kitle tüm haklarını yavaş yavay yitiriken, tekno-liberallerin ilgileneceği bir alan olan internet konusunda savlar önesürdüler.

Konumuz olan AB seçmeninin 3 alanı var:

Yerel, ülkesel ve kıtasal seçimler.

Seçmenler ilkin AB parlamentosu, ikincisi yerel seçimlerde genel muhafazakarlıklarına sürpriz yapmaya başladılar.

Akım İsveç’te başladı ama Almanya’da kalıcılaştı.

Güçlenişleri şu momente de denk geldi.

Faşist partilerin AB genelinde % 20, komünist partilerin eski Doğu Avrupa ülkelerinde % 15 oy almaya başladıkları bir moment.

AB kültürel olarak aşırı statikleşmiş durumda, ABD’den bile daha çok. Göçmen sorununu, ABD gibi demir yumruk asimilasyonla değil, demokrasi ile çözmeye çabaladıkları ve onların genç nüfus dinamizmini soğuramadıkları için, ortaya böyle bir sonuç çıktı.

Seçmen herkese küstü.

Ortada bir gerçek var:

Eski çağ bitti. Peki ama yeni çağ nasıl gelecek?

Genellikle seçimle gelmediğini tarihten biliyoruz.

Tarihten bildiğimiz bir şey daha var:

Fransa kralcıları, yenilmemek için, ülkelerinin işgali için, yabancı burjuvazi ile işbirliği yapmışlardı. Yani, böyle klasik rezillikler yeniden yaşanacak.

Buna karşı çıkacak olan her zamanki gibi ilericilik, genelde gençlere mahsus bir şey çoğunlukla.

Yeni gençlik de internet çocuğu.

1968’li dedeleri (bizde 1978’liler de var), muhafazakar olan çocuklar doğurunca, onlar da sanal anarşist olmaya eğilimli oldular sonuçta.

Burada saklı olan bir gerçeği vurgulamakta yarar var:

Herkes yaşlanır ve toplumun en muhafazakar yaş kesimi yaşlılardır.

İnternet çocukları da yaşlanacak. Aslında yaşlandılar bile, çünkü ilk internet kuşağının bir bölümü bugün 40’lı yaşlarında.

Korsan Parti’ler, eski gündemlerle ilgili pek bir şey savlamıyorlar. Temel dertleri telif ve internet özgürlüğü.

Bugün çokülkeli şirketler boş zaman harcamalarının giderek artmasıyla, hatta mesai harcamalarına yaklaşmasıyla, kültürel tekellerini sertleştirdikçe sertleştiriyorlar.

Korsanlar buna karşı çıkıyor.

Başarı şansları ne?

Kitlenin o tür şeyler derdinde değil, maksat farklılık / muhalefet olsun. (Yoksa, asla ve kata mülkiyetinden vazgeçmez, sanal tekeller de öyle.) Demek ki yerel ve AB’sel seçimler bu eğilimde sürecek.

Bu durumda, AB genelinde varılacak % 10 oy oranından söz edilebilir demektir.

Sonra ne olacak?

Hiçbirşey olmayacak, çünkü makro global krizler demokrasiyi batıracak. İnternet de geçici olarak da olsa, birkaç kez çökecek.

Yani, bizim kastettiğimiz durum. Yeşiller’in aldığı 30 yıl gibi, Korsap Parti’lerin de maksimum 10 yıl alıp, kitleyi gerçek sorular sormaktan alıkoyacağı yönünde.

O yüzden de, amman korsan particiler, globalce birleşip de, bugünkü komple yeşiller gibi başımıza muhafazakar bir dert daha olmayın lütfen. Yeterince ataletimiz var zaten.

(12 Nisan 2012)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder