1980’lerdeki Yeşil Parti çıkışından sonra, 2010’larda Korsan Parti
çıkışları başladı.
En son Mart 2012’de Almanya’da Saarland eyaleti seçiminde eyalet meclisine
üye sokmayı başardı.
Mayıs 2012’deki Schleswig-Holstein ve Kuzey Ren Vestfalya'da seçimleri için
yapılan kamuyou yoklamalarında % 12 gibi oy alacakları öngörülüyormuş.
Dünya’da sol-sağ parti ayrımı 1789 Fransa Devrimi kökenli.
Bu ayrımın yavaş yavaş muğlaklaşması ise, İngiltere’de Radikal Parti’nin
kurulması ve ardından gelen kendini liberallere asimile ettirmesi süreci ile
başladı.
20. Yüzyıl sosyal demokrat partilerle liberal partilerin mücadelesi ile
geçti.
20. Yüzyıl’ın sonuna gelindiğinde ise, deniz bitmişti.
Bu tür arayışlar AB’de görülüyor. ABD ise, 2 partisi de sağda olan ve
otoriter başkanlık sistemi (ki eskiden buna ‘diktatörlük’ deniyordu) ile
yönetilen, kitlesi kokmaz-bulaşmaz bir ülke.
AB’deki Yeşiller çıkışı, ‘vicdanı solda ama cüzdanı sağda’ olanların bir
bölümünü 30 yıl oyaladı.
Sonra onun da muhafazakar olduğu ortaya çıktı.
Korsan Parti’lerin ortaya çıkışı ve başarısı kendileri için bile bir
sürpriz oldu.
Özellikle 30 yıl süren bir liberallik kisvesi altında dayatılan Krupp
faşizmi sonunda, kitle tüm haklarını yavaş yavay yitiriken, tekno-liberallerin
ilgileneceği bir alan olan internet konusunda savlar önesürdüler.
Konumuz olan AB seçmeninin 3 alanı var:
Yerel, ülkesel ve kıtasal seçimler.
Seçmenler ilkin AB parlamentosu, ikincisi yerel seçimlerde genel
muhafazakarlıklarına sürpriz yapmaya başladılar.
Akım İsveç’te başladı ama Almanya’da kalıcılaştı.
Güçlenişleri şu momente de denk geldi.
Faşist partilerin AB genelinde % 20, komünist partilerin eski Doğu Avrupa
ülkelerinde % 15 oy almaya başladıkları bir moment.
AB kültürel olarak aşırı statikleşmiş durumda, ABD’den bile daha çok.
Göçmen sorununu, ABD gibi demir yumruk asimilasyonla değil, demokrasi ile
çözmeye çabaladıkları ve onların genç nüfus dinamizmini soğuramadıkları için,
ortaya böyle bir sonuç çıktı.
Seçmen herkese küstü.
Ortada bir gerçek var:
Eski çağ bitti. Peki ama yeni çağ nasıl gelecek?
Genellikle seçimle gelmediğini tarihten biliyoruz.
Tarihten bildiğimiz bir şey daha var:
Fransa kralcıları, yenilmemek için, ülkelerinin işgali için, yabancı
burjuvazi ile işbirliği yapmışlardı. Yani, böyle klasik rezillikler yeniden
yaşanacak.
Buna karşı çıkacak olan her zamanki gibi ilericilik, genelde gençlere
mahsus bir şey çoğunlukla.
Yeni gençlik de internet çocuğu.
1968’li dedeleri (bizde 1978’liler de var), muhafazakar olan çocuklar
doğurunca, onlar da sanal anarşist olmaya eğilimli oldular sonuçta.
Burada saklı olan bir gerçeği vurgulamakta yarar var:
Herkes yaşlanır ve toplumun en muhafazakar yaş kesimi yaşlılardır.
İnternet çocukları da yaşlanacak. Aslında yaşlandılar bile, çünkü ilk internet
kuşağının bir bölümü bugün 40’lı yaşlarında.
Korsan Parti’ler, eski gündemlerle ilgili pek bir şey savlamıyorlar. Temel
dertleri telif ve internet özgürlüğü.
Bugün çokülkeli şirketler boş zaman harcamalarının giderek artmasıyla,
hatta mesai harcamalarına yaklaşmasıyla, kültürel tekellerini sertleştirdikçe
sertleştiriyorlar.
Korsanlar buna karşı çıkıyor.
Başarı şansları ne?
Kitlenin o tür şeyler derdinde değil, maksat farklılık / muhalefet olsun.
(Yoksa, asla ve kata mülkiyetinden vazgeçmez, sanal tekeller de öyle.) Demek ki
yerel ve AB’sel seçimler bu eğilimde sürecek.
Bu durumda, AB genelinde varılacak % 10 oy oranından söz edilebilir
demektir.
Sonra ne olacak?
Hiçbirşey olmayacak, çünkü makro global krizler demokrasiyi batıracak.
İnternet de geçici olarak da olsa, birkaç kez çökecek.
Yani, bizim kastettiğimiz durum. Yeşiller’in aldığı 30 yıl gibi, Korsap
Parti’lerin de maksimum 10 yıl alıp, kitleyi gerçek sorular sormaktan
alıkoyacağı yönünde.
O yüzden de, amman korsan particiler, globalce birleşip de, bugünkü komple
yeşiller gibi başımıza muhafazakar bir dert daha olmayın lütfen. Yeterince
ataletimiz var zaten.
(12 Nisan 2012)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder