18 Ocak 2012 Çarşamba günü, binlerce dünya internet sitesi ve dünyının en
büyük sanal ve bedava ansiklopedisi Wikipedia sayfalarını 24 saatlığına
kararttı.
Ortada bir ‘Mersin’e, tersine’ durum var ama kim yanlış yöne gidiyor acaba?
Bizim ta Tanzimat’tan beridir sansürle mücadelemiz sürüyor Türk
münevverleri, aydınları ve neo-entellektüeleri olarak...
Bizim bildiğimiz yöntemde, ‘Marko Paşa’yı çıkarırsın, kapatılır; ‘Merhum
Paşa’yı çıkartırsın, kapatılır; ‘Malum Paşa’yı çıkartırsın, sonunda hepinizi
toptan içeri tıkarlar.
O, devrimi 2 kez yakalayıp kaçırıveren 1968’liler ve 1978’lilerden biri
olarak, bir 1978’liyim. 1980 öncesi üniversitelerini bilirim. Bugün nedamet
getiren, kapıkulu bozması, etnik faşistlerin kucağında, milletvekili burcundaki,
ağır abicilik oynayanların tersine, ben hiç solculuk oynamadım, çünkü
bireyciydim. Ondan sonra, sevgili hükümetimiz, beni 1980’den sonra, bir muhbir
vatandaşımız sayesinde, bir gece ansızın derdest ediverip, işkenceye ve
elektriğe yolladı. 4 yılla yargılandım ve sıkıyönetim mahkemesinden akla
gelecek ilk yolla beraat ettim.
Gıkımız çıkmadı. Aziz Nesin’in ‘Böyle Gelmiş Böyle gitmez’i vardı, Erdal
Öz’ün ‘Yaralısın’ı vardı. Biliyorduk.
Ne oldu?
O herzeleri yiyenlerin başımıza sardığı, bu sıralar yavaş yavaş kaynayan
sudaki kurbağalar, şimdi beni haşlayanları haşlıyor.
O nedenle, beni sansürleyecekler diye kendimi sansürlemem. Onun yerine,
yazdığım ve yayınladığım her satırın sorumluluğunu alırım. Bir bölümünü de,
tarihin bilinçaltına gömerim.
Wikipedia sayfasına şöyle yazmış:
‘Bedava Bilginin Olmadığı Bir Dünya Hayal Edin’.
Valla azizim, toplam 25 yıl eğitim aldım, 2 lisans, 1 lisansüstü. 10.000
bedava kitap okudum. 6.000 bedava film seyrettim. Hepsini toplayınca, 1 milyon
doları epeyi geçiyor. Yani, orada denileni hayal etmedim, bizzat yaşadım. 1980
öncesinin özgürlüğünü (en azından BÜ’de) yaşadığım gibi... ‘Free’ nedir, bal
gibi bilirim...
O nedenle, bu eylem biraz bedavasına reklam kokuyor burnuma... Zaten Wikipedia’nın
6 ayda 1, ‘abilerim, ablalarım, verem, kanser...’ diye başlayan üstyazılarından
gına geldi. Hani ‘Diyet’ öyküsünde olduğu gibi, yakında kafalarına çalacağım o
siteyi galiba...
Güzel kardeşim, sizin yeriniz Facebook filan mı? Habire dürtüyorsunuz
adamı... Yazanlara para mı verdiniz ki bedava verdiğiniz bilgiyi kafamıza
kakıyorsunuz? Üstelik 2011’de o internet Gargantua’sı şirketlerden birinin
büyük ortağı bunlara yüzbinlerce dolar bağışladı.
Söyledim, söylüyorum:
Bu işte var bir bit yeniği: Mersin’e mi, tersine mi?:
Topal karınca mezar yolunda, her zamanki gibi tersine...
(18 Ocak 2012)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder