Reel anarşizm vardı. Başımıza bir de sanal anarşizm çıktı.
Sanal anarşizm ‘hacker’lık değildir, bunu baştan belirtelim ve konuya
başlayalım.
Devletle ilgili tüm insanların bir sorunu vardır:
Onla da olmaz, onsuz da.
Devlet olmasaydı, yazı, matematik, hukuk, vd olmayacaktı.
Devlet olmasaydı, milyonlarca insanın acı çekmesi de olmayacaktı. Ayrıca, o
acı çekecek insanların çoğu da doğmayacaktı (yerleşik olmayan yaşam
biçimlerinde, alansal insan yoğunluğu çok düşüktür).
Tarafımızın savladığı bazı tartışmalı koyutlar mevcut:
Devlet, tarıma ve feodalizme birebir dayalı değildir.
Devletin ortaya çıkan biçimleri, büyük sayılar kuramına göre belirlenmiştir
ama yeterince devlet kurulmadığı ya da tarih yeterince uzun zamandır
yaşanmadığı için, olgusal netliksel limite henüz varılmamıştır, yani olası tüm
devlet biçimleri kurulmamıştır ve tanımlı değildir.
O nedenle devlete karşı olan tüm anarşizmler de henüz tam olgulanmamıştır /
düşüngülenmemiştir.
Biz, bu eksik verilerle kabaca bir harita çizmeye çabalayacağız.
Anarşizmin toplumsallığı ve/ya bireyselliği, anarşistler arasında da
tartışmalı kalmıştır. Tam bireyci anarşistler olduğu gibi, tam toplumcu
anarşistler de mevcuttur.
Burada toplumculuğun ve devletçiliğin çakışıp çakışmadığı hakkında 1-2 söz:
Toplumun da, devletin de, bireyin varlığını ezdiği bir gerçektir. Ancak
hümanizm, genelde insancı, yani toplumcu olduğu için, kimse de anti-hümanist
olmayı doğrudan göze alamadığı için, anti-hümanist bir şey olan
anti-bireyciliği dolaylı olarak göze almaktadır, çünkü bu ‘kulağı tersten
gösteriş’ pek göze batmamaktadır. Ne de
olsa, ‘1.000 kişinin çıkarının 1 kişinin çıkarından önce gelmesi’ gibi salakça
varsayımlar, sağduyuya yatkın görünebilmektedir.
Ancak bir durum da var:
Devletler ve kentler bu kadar büyümeden ve insanlar tüm dünyayı doldurmadan
önce, boştagezer bireyciler için yeterince yer vardı, şimdi kalmadı.
Çözümsüzlük biraz da buradan kaynaklanıyor.
Diğer bir deyişle, 1. Sanayileşme sonrasında oluşan 10 milyon kişilik büyükkentsel
kültürlerin üzerine, eski anarşizme ek olarak, yeni bir anarşizm durumu daha bindi.
Öyle olmayabilirdi ama öyle oldu.
Gelelim bireye:
Bizim kastettiğimiz bireyler, insanlık tarihinin ele avuca gelir nesi
varsa, onları yaratmış olan milyonda birlik kesimden olanlardır: 10.000 kişilik
NASA ekibi uzay mekiğini 2 kez düşürünce, hatayı bulmak 1 kişiye, yani
Feynman’a düşüyor (adamın konuyla uzaktan yakından ilgisi yok oysa ki,
diğerlerinin tersine, yalnızca beynini kullanıyor).
Siyasetbilimde de 3-5 tane anarşist var düşüncesel artı-değer üreten:
Kropotkin, Stirner, vd. Onların düşüncelerinin de, Marx ve Lenin biraderler
tarafından, Enternasyonel’de ve Kronstadt’ta icabına bakılıyor.
Geliyoruz bugüne:
İnternetin doğuşu, post-modern devletin limitte sıfırladığı bireysel
düşünce özgürlüğüne yepyeni bir kapı açtı. O kapıdan içeri, akıllılardan çok,
aptallar doluştu. Şimdi internetin aptallık ortalaması, dünya aptallık
ortalamasından daha çok.
Siberuzay olmadan da, özgür düşünen birey, hapiste de, Gulag’da da, tımarhanede
de yazmaya ve yaratmaya muktedir olageldi.
Gözden kaçan bir epistemolojik tarih gerçeği parçası var:
Bugüne kadarki artı-değer düşünceler, daha önceki birbirinden çok çok
farklı düşüncelerin, farklı beyinlerde farklı kombinasyonlarda denenip, yeniden
hayal edilenlerin oluşturduklarının yalnızca küçük bir kesridir.
İnternet, bu düşünce kuşakları aktarımını üsselce hızlandırdı, özellikle de
Wikipedia. Bugün dünyanın en küçük adasındaki bir çocuk, 18’ine gelmeden tüm
bilimsel kuramları alt üst edebilir altyapısal olanaklara sahip durumda.
Ne yazık ki internet, Einstein olma motivasyonunun sıfırlandığı, hatta
eksilendiği bir döneme rasgeldi. O nedenle, bu yeni olanakla üssel sayıda
Einstein adayı çıkmayacak, çıkmadı da zaten.
İnternet şöyle bir işlev gördü ve kısa gelecekte görmeye devam edecek:
Marten Kuilman diye biri, 28 yıl önce kuadralektiği tasarlayıp, zamanı
gelince internete koyduktan 20 yıl sonra kuadralektik, dünyanın çok farklı ülkelerindeki zihinlerde
farklı etkileşimler yarattı.
Burada şerh: Aristo’nun düşüncelerinin İslam ve Hristiyan düşünürleri
tarafından yeniden aşırı yorumlanması sonucu, engizisyonlar oluştu. Yanlışlar
şunlar: Aristo tektanrıcı değildi, Aristo bir hümanistti, aydınlanmacıydı,
rönesansçıydı.
Tabii ki Aristo düşüncelerinin yanlış kullanımına yaşasaydı bile engel
olamazdı.
Geliyoruz günümüz netizenlerine ve ‘hacker’ dincilerine:
Onlar da bireyi, devleti, özgürlüğü ve bilgiyi tam anlamıyla, sırısıklam
salakçasına yanlış yorumluyorlar ama o özgürlükleri var elbette.
Yine de biz, (bir ve yalnız bir) bir reel sanal anarşizm tasarlayalım:
Birincisi, devlet internet olmadan da, yolunu bulan en son bireye uzanacak
denli, kendi hegemonyasını dayatamıyordu. O klasik yolların hala bitmediğini ve
gerektiğinde internetten önce de kullanılabileceğini bir
neo-reel-sanal-anarşistin unutmaması gerekli.
İkincisi, düşünce üretilecekse, bu uzun süre daha tek başına yapılıyor olacak.
İnternet, kolektif çalışmaya, yüzyüze beyin fırtınaları kadar açık değil, çünkü
dil sorunu var. ‘Anında çeviri yapay zekaları’ yeterince hızlanınca, bu sorun
ortadan kalkacak.
Tek başına kurum / örgüt mümkün. Tek başına anarşizm de mümkün. Tek başına
internet de mümkün.
Devlet zararlı ama yıkılmasa da olur. Devlet içinde büyükkentsel yaşama
alanı yaratma ve bulma slalomları tasarımı hazırlanıp, internete serbest bilgi
olarak bırakılabilir.
İnternet, trans-hümanist bir araçtır, hümanist bir araç değil. O
yaratıldığında, 2. Sanayileşme’nin 9 öncü altkültürünün epeyisi 30. yılındaydı.
Öte-düşünce ve öte-bilgi tümleşik (5 duyu dilli) internetten çok, yine
derin düşünce / trans / vecd ile sağlanabileceğe benzer.
Devlet, uzaycılıkta bile olacağa benzer ama bu ve benzeri sorunlar sanal
anarşistleri bağlamaz, çünkü trans-hümanistleri bağlamaz.
Geleceğe giden yol açıldı ama sanıldığından çok daha uzun. Sanal anarşizm,
onu yürümenin araçlarından biri ama yalnızca biri. Başka olanlar var, henüz
olmayanlar ama gelecekte olacaklar var.
Bireysel sonsöz:
Bizim açımızdan reel anarşizm, bireycilik değil, kendisizliktir. Sanal /
internetsel anarşizmimiz de öyledir.
(13 Şubat 2012)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder