13 yıldır kişisel
bilgisayar kullanıyorum.
Bu sürede:
13 x 250 = 3.250 film
izlemişim. Pratik olarak, bedavaya geldi hepsi de.
Hepsi korsan üründü.
Korsan kitap okumam,
çünkü benim okuduğum kitapların korsanı yapılmaz. Yapılsa, sanırım yine de
tercih etmezdim, gözlerim ve korsan ürünün basımı bozuk.
Korsan müzik
dinlemem, çünkü sevdiğim türlerin ve toplulukların korsanı yok. Ayrıca:
Orijinal kayıtla MP3’ü karşılaştırmaya kalkışmayın bile.
Hiç bilgisayardan
müzik veya film indirmedim. Virüslere güvenmedim ve bilgisayarım o denli hızlı
değildi.
Sonuçta, korsan sanat
ve kültür ürünü tüketiyorum.
Yanlış bir iş
yaptığımı düşünüyor muyum?
Hayır.
Yaptığımı savunuyor
muyum?
Hayır.
Yaptığımın suç
olduğunu düşünüyor muyum?
Hayır.
Bu yanıtların
açımlanması, yasadışı sayılan argümanlar kullanma gerektireceği için, burayı
pas gaçiyorum.
Olaya tersinden
bakıyorum:
1995’e dek
Beyoğlu’nda bedava film oynatan sinemalar vardı: AKM, AK, AK Sanat, TZT,
İtalyan Kültür, Fransız Kültür. Bunlar ortalama haftada bir film
değiştirirlerdi.
Belgesel Film
Festivali, Uzakdoğu Filmleri Festivali, Japon Filmleri Festivali haftalarında
bedava filmler oynardı.
Yani, sosyal bir
devlette vatandaşın kültür gereksiniminin bedava karşılanması tuhaf değil. Şu
anda devlet kütüphaneleri zaten öyle. İngiltere’de mahalle kütüphanesi, yeni
çıkan bir kitabı okurun talebi üzerine 3 hafta içinde temin etmekle yükümlü.
Bizde ne oldu?
Özelleştirme kisvesi
altında, kültür ürünlerinin fiyatlarının % 70’inin 80’inin şirketlere gitmesi
sağlandı.
Bir DVD film 20-22
TL. Bir müzik CD’si 25-50 TL. Müzik videoları 50 TL’yi buluyor. Bunları kesip
kırpıp yeni paketler olarak, yeniden yeniden satıyorlar.
Zaten:
8 mm vardı, VHS
vardı, VCD vardı, DVD vardı, en son Bluray / HD oldu. Ürün aynı ürün. Ambalaj
değişiyor. En son VHS oynatıcısı üretimini durdurdular.
Şimdi bu ticaret mi,
soygun mu, keriz silkeleme mi?
Bu durumda korsan
kültürel ürün kullanma, az ve sabit gelirlinin özsavunusu oluyor. Çünkü
anayasamız, kültür gereksinimlerini temel insan hakları arasında sayıyor.
(4 Kasım 2011)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder